Hakkımızda

Aynı amaç uğruna faaliyet gösteren bu dernekler 1983 gün ve 18081 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2847 sayılı kanunla Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği adı altında birleşmeleri hüküm altına alınmıştır. 

   Ayrıca, tüzüğümüz gereği 26 Ağustos Özel Şeref Günü olarak kutlanmaktadır. Zaman içerisinde derneğimizin, Samsun halkının teveccühünü kazanarak şehidiyle, gazisiyle bütünleşmesi ilk gayemiz olacaktır.

   Bizler; bağımsızlığımız, vatanımızın bölünmez bütünlüğü, bayrağımızın ilelebet dalgalanması, Cumhuriyetimizin bekası için inançlarımız uğruna görevlerimizi yerine getirdik.

   Bu topraklar binlerce yıldan beri Türk topraklarıdır. Bedeli kanla ödenmiştir. Bu toprakları geri alma hayali kuranlar, her şeyden önce bu bedeli ödemeyi göze almalıdır.

Derneğimiz 18 Haziran 1983 gün ve 18081 sayılı resmi gazetede yayınlanan 2847 sayılı kanun gereği kamu yararına çalışan Dernektir.
————————————————————————————————
     MADDE 14 – (1) Vazife malullüğü aylığı alanlardan tekrar kamu görevlisi olarak çalışmaları halinde; bu görevleri sırasında eski malûllük derecelerinin değişmesi veya görevleri esnasında vazife malulü olmaları halinde, aylığı yeni malûllük derecesi dikkate alınarak son prime esas kazancı üzerinden ilk vazife malûllüğü aylığından az olmamak kaydıyla yeniden hesaplanır.

(2) Vazife malûllüğü aylığı bağlanmış malûllerden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilir. Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç olmak üzere diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayan vazife malullerinden aylıklarının kesilmemesi için yazılı istekte bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan, almakta oldukları aylıklarının % 15’i oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir.

(3) Harp malûlleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış malûllerden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar ile 3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış malûller ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiyle vazife malûllüğü aylığı alan er ve erbaşların, kamu görevlisi olarak çalışmaları halinde de aylıkları kesilmez. Harp malullerinin aylıklarının kesilmesi halinde dahi harp malullüğü zamları kesilmez.

(4) Aylıkları kesilmeksizin kamu görevlisi olarak çalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar hakkında ise, iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır ve bu fıkra kapsamına girenlerden ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.

(5) Vazife malullüğü aylığı almakta iken, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında tekrar sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar bu görevlerinden ayrıldıklarında, vazife malullüğü aylığı bağlandıktan sonra geçen çalışmalarına karşılık ayrıca yaşlılık aylığına hak kazanıyor ise her iki aylığı birden ödenir, yaşlılık aylığına hak kazanamayanlara ise talepleri halinde bu hizmetlerine karşılık toptan ödeme yapılır.

9 Ekim 2008 PERŞEMBE Resmî Gazete Sayı : 27019

5) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılardan harp malûllüğü veya 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ile 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlar ile bu kanunlar kapsamında vazife malûllüğü aylığı bağlanmasına hak kazanmış olanlardan ölenlerin, ana ve babalarından, her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından az olduğunu belirtir imzalı taahhütname istenmeyecektir

Madde 53
Harp malulleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar ile 3713 sayılı Kanuna göre aylık bağlanmış maluller ile aynı Kanun kapsamına giren olaylar sebebiyle vazife malullüğü aylığı alan er ve erbaşların, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olmaları hâlinde de aylıkları kesilmez. Harp malullerinin aylıklarının kesilmesi hâlinde dahi harp malullüğü zamları kesilmez.

(20) Aylıkları kesilmeksizin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışanlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları, (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar hakkında ise iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulanır. İş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri uygulananların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri hâlinde, bu isteklerini Kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren, haklarında uzun vadeli sigorta kolları da uygulanır ve bu fıkra kapsamına girenlerden ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.

(21) Vazife malullüğü aylığı almakta iken, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında tekrar sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar bu görevlerinden ayrılışlarında, vazife malullüğü aylığı bağlandıktan sonra geçen çalışmalarına karşılık ayrıca yaşlılık aylığına hak kazanıyor ise her iki aylığı birden ödenir, yaşlılık aylığına hak kazanamayanlara ise bu hizmetlerine karşılık toptan ödeme yapılır.

(22) Vazife malullüğüne ilişkin usul ve esaslar Kurumca çıkarılacak tebliğ ile düzenlenir

(4) Toptan ödeme yapılarak hizmetleri tasfiye edilmiş bulunanlardan, yeniden Kanuna tabi olarak veya isteğe bağlı sigortaya devam ederek malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olanların, yazılı müracaat ederek, aldıkları toptan ödemenin ödeme tarihi ile yazılı istek tarihi arasında geçen yıllar için güncellenerek bulunan tutarın ilgiliye tebliğ tarihini takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi hâlinde, bu hizmetleri ihya edilir.

…………………………………………………………………………………..
Konumuz Mehmetçik Vakfı

Anılan Vakfa defalarca durumumuzu bildirir yazılar yazdığımız halde, bu Vakfı yöneten mesuliyet üslenmiş bu kişilerden (Ynt.Krl. da bulunan Emekli Paşalar)mesuliyetsizce (sanki biz başka ülkede yaşıyormuşuz veya yaşamışız gibi dışlayıcı ve sahiplenmeme gibi) verilen cevaplar almak bizleri çok üzmüş ve üzmektedir.

T.S.K. var olduğu günden bu yana savaş hali dışında doğal olarak eğitim zayiatı veren (Tatbikat, toplu hallerde intikal, paraşüt, uçuş, denizaltı dalgıç, manevra vesaire gibi hallerde) bir kurumdur ve bu sakat kalmış arkadaşlara da devlet her zaman sahip çıkmış ve maaş bağlamıştır.

Bizler de 1982 yılından önce vatani görevimizi er olarak icra ederken üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti topraklarını yeri ve zamanı geldiğinde korumak için eğitim alırken kolumuzu, bacağımızı, kısmi kafatasımızı kaybetmiş ve Ordu Vazife Malulü olarak askerlikten çıkartılmış kişileriz.  Vatan sağ olsun.

Ama bakıyoruz da Mehmetçik Vakfı ismimizi kullanarak vatandaşlardan bizim adımıza da para topladığı halde her 3 ayda bir periyodik olarak yaptığı yardımlarını sadece 1982 yılından sonra bizim gibi malul olmuş arkadaşlara vermektedir.

Bize ise……….

-Sizler 1982 yılından önce bu duruma düştüğünüz için sizlere maalesef bu pastadan pay veremiyoruz. Zira Mehmetçik Vakfı olarak bizim kuruluş yılımız 1982.

Yani bizlerin erken dünyaya gelişini suç unsuru sayıp bizleri T.C. vatandaşı olduğumuzu, bizim de bu vatan için askere gittiğimizi kaile almayarak bizleri yok saymaktadır.

Bu adalet midir?

Sakatlıklarımız veya sakatlık derecelerimiz aynı olan arkadaşlar bizden daha gençler diye hak sahibi oluyor, bizlere yok deniyor.

Bu arkadaşlar nöbeti bizden devralan arkadaşlar.

Bizden öncekiler ve bizler olmasa idik bu vatan olur muydu? Mehmetçik Vakfı olur muydu? Bu nasıl bir anlayıştır . Aynı ülke içinde aynı şartlar altında birine ver birine verme olacak şey mi?

Mehmetçik Vakfı tutturmuş tüzüğümüz böyle.

Bu mazeret midir?

Bu tüzüğü kaç emekli  paşamız yaptı ise o kadar emekli paşamız da bu tüzüğü değiştirebilir.

Bu bir Anayasanın değişmez maddesi değildir.

Gerekiyorsa zamana göre her şey değiştirilmeli.

Ortada kurulmuş düzeni değiştirmek istemeyen kişiler olduğu kesin.

Eski köye yeni adet gelmesi gerekiyorsa gelmeli.

1982 yılından sonra Askerlik görevi esnasında malul olmuş bütün erlere  Mehmetçik Vakfı ayırım yapmadan ikinci bir maaş vermektedir.

Bu durum bizlerde insan oğlunun yapısında var olan bastırılmış  kıskançlık duygularını ister istemez aktiv duruma getirmektedir.

Bizler de Mehmetçik Vakfından yardım alan arkadaşlar gibi devletin verdiği maaşla geçinen insanlarız ama onlar artı bir de vakıfdan almaktadırlar, adı geçen vakıf bizi  niçin dışladığını anlamak mümkün değil. Birine ver birine verme. Bu nasıl keyfiyettir.

Bizlere vermesinler diye çok mazeretler öne sürüyorlar, örneğin

-Ne kadar geriye gideceğiz, mali durumumuz kısıtlı, tüzük böyle gibi

Fazla değil efendim  Emekli Sandığı sitesine girildiği zaman önünüze çıkıverir, yeter ki istensin, ayrıntılarına kadar görebilirsiniz, mali durumları da zayıf olacağını hiç sanmıyoruz., olduğunu bile farz etsek, var olan pasta eşit bölünerek herkese dağıtılmalıdır..

Ordu vazife malulleri 1982 öncesi toplasan kaç kişi. Niçin bu adaletsizlik. Bu defolu tüzükle daha nereye kadar devam edecekler. Vakıfa her gün milyonlarca YTL. Para giriyor. Bizler mi fazla geliyoruz?

Bizleri bu vatanın evladı saymayan bu vakfı adaletsizlikle kınıyoruz.
HASAN KIZILIRMAK      MEHMET TOLAN
KAFATASI  4.DRC         OMURİLİK 3.DRC.
ARMAN BIÇAKÇI      HASAN KILIÇ
KOL YOK 3.DRC       BACAK YOK 3.DRC.
—————————————————————-
15.03.2007

 

MEHMETÇİK VAKFI YÖNETİM KURULUNA

Mehmetçik Vakfının bizim ismimizi kullanarak para toplaması ve bizleri kapsam dışı bırakması yasalmıdır. Bu nasıl bir adalettir. Yönetim kurulu olarak bir kitlenin adına böyle bir kararı nasıl alabilirler.

Halkın parasını keyifleri istediği yere yönlendirme yetkisini kendilerinde nasıl bulabiliyorlar. Bunu birileri çıkıp niçin sormuyor.
Öyle veya böyle bizler hastane raporu ile sakat olarak çürüğe ayrılmışsak bunun 1i 2si 5i 6sı olur mu? ortada bir pasta var ise, bu pastayı hak eden herkese değeri miktarında dağıtmak  Mehmetçik Vakfının görevidir.

Mehmetçik Vakfı yönetimi bu kutsal görevi adil bir hizmet vermek için oradadır. Keyfi kararlar almak için değil. Para yeter veya yetmez. 100 vereceğiniz yere 50 verin ama herkese verin.  Birine ver birine verme bu bir keyfiyettir.
Sakatlıklarımızın  ağır veya hafif olması bizleri birbirimizden farklı kılmaz.
Hepimiz bir görev uğruna hayatımızın en güzel çağında 20 yaşında sakat kalmış insanlarız.
Bizleri sadece fiziksel eksikliklerimizle değil psikolojik    rahatsızlıklarımızla da değerlendirmelisiniz.

Bundan böyle Mehmetçik Vakfı Yönetim Kurulunu adil olmaya ve biz 5 ve 6. derece sakatlara da periyodik yardım yapılması için karar almalarına davet ediyoruz.

Saygılarımızla

 

5 VE 6. DERECE MALUL GAZİLER ADINA

————————————————————————————————

KONU: Terör ve Savaşın dışında Görev esnasında ölümü (şehit) gerçekleşmiş bir askerin eşine veya anne babasına verilen E.S. kartı üzerinde VAZİFE MALULÜ ibaresi bulunması.

Sizin de malumunuz üzere, Emekli Sandığının Şehit ailelerine ve Gazilerimize verdiği ücretsiz seyahat kartları ve/veya Tanıtım kartları üzerinde yazılı ibareler bulunmaktadır.

Bunlardan bazıları askerlik görevini icra ederken resmi elbise altında emirle verilmiş bir görevi ifa ederken bir şekilde kaza neticesinde (örneğin araba kazası, tatbikat, toplu halde intikal,  gibi)  direk ölüm hali gerçekleştiği halde   Eşi ve/veya anne-baba ile çocuklarına verilen E.S. Kartlarının üzerinde VAZİFE MALULÜ EŞİ veya AİLESİ yazmaktadır. Peki hayatta olan ORDU VAZİFE MALULLERİ için ne yazıyor, yine aynı ibare. Nasıl olacak bu iş. Biri ölü biri hayatta ama ibare aynı.

Kusura bakmayın ama Vazife Malullüğünün  ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. Bilseniz veya manasını anlamış olsanız bu  tanıtım ibaresi zaten kullanmaz, şehit ailelerinden önce siz itiraz ederdiniz. Ölü insan Vazife Malulü olabilir mi? Size bunu böyle yapın diyen bir kanun varsa, ki böyle bir kanun yok, hem o kanuna hem de kanun yapıcıya itiraz etmeniz gerekir.

Eğer o koltukta oturuyorsanız sizin de mantık dışı yazışmalara itiraz etme hakkınız var demektir. Kaynağını yasalardan almadığınız bir uygulamayı yapmanız hatadır ve bu uygulamanın hata olmadığını savunmak daha büyük bir hatadır. Zira kişinin bilge seviyesini belli edecek bir durumdan bahsediyoruz. Ölmüş bir insan Vazife Malulü olabilir mi?

5434 sayılı yasanın 44 ve 45. maddelerinde ölümden katiyen bahsedilmemiştir. Tamamen hayatta olan malul insanları kapsamaktadır. Zira kanunun başlığı zaten MALULLÜK dür. Sizler kanun yapıcıları ikaz ederek eksikliği hatırlatmanız gerekmez mi idi?

Ölmüş bir insana malul denmez başkanım bunu siz de çok iyi  bildiğiniz halde bu uygulamayı halen niçin savunduğunuzu anlamış değiliz.

Eğer Şehit demeye diliniz varmıyor ise bunun adına vazife malulü değil ORDU VAZİFE ÖLÜMÜ diyebilirsiniz. Bunların ailelerine verilen kartların üzerine de ORDU VAZİFE DULU ve/veya YETİMİ yazabilirsiniz ama VAZİFE MALULÜ EŞİ değil. Bu bizim acizane fikrimiz. Eğer siz daha iyi bir tanıtım ibaresi bulabiliyorsanız daha memnun edici olur. Yeter ki gerçeği ima etsin.

Kullanılan tanıtım ibaresi yanlıştır, Türkçemize yakışmamaktadır, düzeltilmesi için gereğini saygılarımla arz ederim.

————————————————————————————————Sayın Üyelerimiz;
Derneğimiz 1915 yılından bugüne sizlerin maddi ve manevi katkıları ile her geçen gün gelişerek ve büyüyerek gelmiştir.
Derneğimiz; 18 Haziran 1983 gün ve 18081 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2847 sayılı kanun gereği kamu yararına çalışan dernektir.

WVF’nin Dünya Eski Muharipler Federasyonu’nun kurucu ve faal üyesidir.

Derneğimizin Tüzüğüne göre üye olmaya hak kazananlar;
MADDE 12: Kanunlar ve Tüzüğün üye olmasını önlediği kişiler dışında harp ve vazife malulleri; hayattayken eşleri,ölümleri halinde dul ve yetimleri ile şehitlerin dul ve yetimleri Derneğe üye olabilirler

————————————————————————————————-
ASKERİN DÖNÜŞÜ
1950’li yılların başında Ankara’da Kızılay’da, Sakarya Caddesi’nin girişine yakın bir yerde Amerikan Kütüphanesi vardı. Oradan bir kitap alıp okumuştum. Adı: “When Johnny Comes Marching Home” idi. Konusu, bir askerin savaştan  evine dönüşüydü. Geçmiş gün, okuduğum belki de bir makaleydi. Şu kısımlarını not etmiştim

“Bir savaş biter, fakat onun bıraktığı etkiler, tepeler arasında yankılanan sesler gibi sürüp gider. Asker, burada korunmaya ve bakıma muhtaçtır. Savaşın sillesine hayatını siper etmiştir ama, hayatın sillesine nesini siper edecektir?  Savaştan dönen iki asker arasındaki şu konuşmaya kulak verelim. Bunlardan biri savaşta sağ kolunu kaybetmiştir:

-Oh! Yarabbi şükür, savaş bitti, eve dönüyoruz.

-Hayır! Benim için savaş bitmedi. Şu kolum ne olacak?”

“Evet, bu asker evine dönecek. Gazeteler gâzimiz diye ismini yazacak, resmini basacak, madalya takacaklar. Vapurdan veya uçaktan inerken bir çok karşılayanı olacak. O, karşısındaki kalabalığın kendisi için toplanmış olduğunu anlayınca, zaten vatan özlemi ile dolu dolu olmuş gözleri yaşararak, heyecandan titreyerek, sunulan çiçeklerin ve takdir eden bakışların arasından geçerken hiç bir şey düşünemeyecek, kaybettiği kolunu bile…”

“Fakat, her şey eski haline döndükten, çiçekler solduktan, gazeteler yerlerini daha yeni olaylara bıraktıktan ve karşılama törenleri daha sonrakilere tertiplendikten sonra, bu asker, şaşkınlığından kurtulup durumunu düşünmeye başlayacak. Ayni şekilde sakat kalmış bir çok arkadaşı gibi.”

“İşte, savaşların gürültüsünden kısmen uzak kalmış, işimize gidebilmiş ve akşam evimize, ailemize dönebilmiş olan bizlerin, savaştan dönmüş bu asker üzerindeki en büyük sorumluluğumuz ona kolunun acısını duyurmamak olmalıdır. Bizler bu askerlere peşin olarak ne verdik ki onlar borçlarını kollarile, bacaklarile veya hayatlarile ödediler?”

Cennette yerleri hazır olan bu askerlere, toplumda, kendi aramızda bir yer verebilmek için her şeyi yaptığımıza hakikaten inanıyor muyuz?

Yaptığımız  iş, ettiğimiz yardım, sağladığımız mevki, onların, mukaddesatımıza göz dikenlere karşı, damar damar olmuş ellerile tuttukları süngüleri, köpük köpük olmuş ağızlarından çıkan Allah Allah seslerile muharebe meydanlarında kazandıkları şerefi olsun korumaya yetiyor mu?

Maalesef, savaştan dönen askerlerin sivil hayattaki eski işlerini bulabilmeleri ve yapabilmeleri, evvelce alıştıkları gibi, yeni hayatlarına  manen ve maddeten uyum sağlayabilmeleri, dönülen savaştan çok daha uzun sürmektedir. Daha terhis tezkerelerindeki mürekkep bile kurumadan ve kendilerini alkışlayan ellerin kızarıklığı bile kaybolmadan, bu kahramanlar, kendi başlarının çaresine bakmaya terk olunmaktadırlar.

Dünya bir insana bir hayat borçludur. Toplum da bir askere kaybettiklerini borçludur. Ödeyebiliyor musunuz? Her şey,  törenler, alkışlamalar bittikten ve madalyalar kutularına konulduktan sonraki hayatı ona, neyi uğrunda ölünmeye değer bulduğunu sormuyor mu? Devletin rehabilite etmeye çalıştığı bir terör gâzisi, kendisini ziyaret ederek bir ihtiyacı olup olmadığını soran bir yetkiliye”Gözümü isterim ” demedi mi? Televizyondaki bu sahne herhalde  sizin de  gözünüzden hiç silinmiyor, değil mi? Verebildik mi o gâzinin gözünü,  sevgili milletim?